Barnum’un Sirki…

Tarih: 8 Ekim 2016 09:19
A
a
"Siyam Kardeşler" olarak bilinen "Chang ile Eng"in yaşam öyküsü çok ilginçtir...
1811’de Bangkok'da doğan kardeşler, tam anlamı ile Siyamlı değillerdi...
Anne ve babaları Çinliydi. Zaten Siyamlılar da bu "yapışık" doğan kardeşlere "Çinli Kardeşler" demişlerdi...
"Tayland" dilinde "Chang ve Eng"in anlamı da ilginç :
"Sağ ve Sol..."
18 yaşına geldiklerinde "Barnum"un sirkine yollanmak üzere Amerika'ya gönderildiler...
Halk onları görmek için akın akın sirke geldi...
Yapışık kardeşler de bir papazın iki kızı ile evlendiler...
Tam 22 sağlıklı çocukları dünyaya geldi...
Chang, 69 yaşında beyin kanamasından öldü.
Kardeşi Eng ise, üç saat sonra yaşamını yitirdi...
Bugün sağ olsalardı, başarılı bir ameliyat için tıp dünyası ayağa kalkardı...
Bir dergide "Barnum" için böyle bir olayın yorumu vardı:
"Ameliyatı seyrettirmek için bilet satardı!"
……..
Yapışık ikizler, sadece fiziksel mi dünyaya geliyor?
Örneğin...
Bugün "Eng" diye bir şey var mı?
Yani "Sol..."
Ruhen yapışık ikizler, üçüzler, hatta beşizler olamaz mı?
"Hala 68'liler konuşulur..."
"78'liler anılır..."
Nerede "Eng"ler?
Her iki kişiden biri "Chang..."
……..
İzmir'e "Kale" diyoruz...
Eskişehir'le "onur" duyuyoruz...
Ama görüyoruz ki, "Eng"ler hep parça parça...
Hani ortaya bir sandık koysak, öyle "Barnum"lar çıkar ki...
"Seçim bileti bile satarlar!"
Ne demiş "Orhan Veli":
"Sol elim, zavallı elim..."
 -------------------------------------------------------------------------
Günün Şiiri
Kâfi değil
Tatlı neşe, kısa ömür, biten gün
Böyle miydi sizinle mukavele?
Masmavi kubbesi altında göğün
Geçip gidişinizle elele
Beklenenin usancı, gelmemekteki ısrar
Kayboluşta güzellik bitirdi bizi
Biten bir şarkı sonunda bulduk
Ağırca, keder, çılgınca neşemizi
Öylesine isteksiz değil
Gönülden gelişi arzuların
Çılgınca yaşamaktan yana
Verdiğin gün, bağışladığın yarın
Yetmiyor ki insana...
 
                                                            Sadi Cumbul (Varlık-1948)
 ---------------------------------------------------
Cumartesi öyküsü
"Azı dişimide mi yitirdin?"
 
16. yüzyılda “Hacı Abdürraif” Bursa'dan ipekleri yükler, Şiraz'a götürüp satarmış.
Şiraz'da "Anabacı" adlı bir kadın çok ünlüymüş.
Eğlenmek isteyen hovardaların ayağının altına ipek halılar serermiş.
Abdürraif, Bursa ipeklerini Şirazlı zenginlere satıp cebini altınla doldurduktan sonra Anabacı'ya rastlamış. Kadın, ağzından girmiş, burnundan çıkmış. Marifetini de anlatmış:
"Hasır dokuyan da dokuyucudur ama, onu ipek tezgahının başına oturtmazlar. Benim gecelerimin şiirini güzellerim yazar. Dizelerinin uyaklarını kızlarımın dilinden duymak isterim..."
Abdürraif, harama uçkur çözmemiş ama etkilenmiş ve gitmişler kadının evine...
Anabacı, "Cennet-i Cihan"la tanıştırmış. Cennet, bir içim su, bir afet-i devranmış...
Ömrünce boğazından bir yudum haram şerbeti Geçmemiş Abdürraif'in kızı görünce dizlerinin bağı çözülmüş! Cebindeki altınlar gibi, yüreği de şıkır şıkır etmeye başlamış. Girdiği evden çıkmaz olmuş, şarap testilerini lıkır lıkır devirirken gün ve saat hesabını şaşırmış!
Altınlar bitmiş, mal almak için Bursa'ya gitmek gerek.
Şiraz'a yine dönmeye kararlı olan Abdürraif, aşkını kanıtlamak için azı dişini çektirip Cennet'e vermiş...
Sonra da yola kovulmuş. Bursa'da nesi var, nesi yok satıp Şiraz'a dönmüş... Doğru Anabacı'nın evine... Ama o da ne?
Cennet kendisini tanımıyor, adını bile unutmuş!
Abdürraif dellenmiş:
"Azı dişimide mi yitirdin?"
Kadın, birden uyanmış ve şalvarının cebindeki bir avuç azı dişini çıkarıp göstermiş:
"Hangisiydi?"
----------------------------------------------------------
Günün Sorusu
Bu çağda, bu dünyada, tüm çocuklarımızı din eksenli eğitime mahkûm etmek, sadece onların değil, tüm ülkenin geleceğini de karartmaktır...
"Hani kimsenin yaşam biçimine müdahale edilmeyecekti?"
                                                                                             Emre Kongar
--------------------------------------
Gerilim
Herkesin görmesi gerekir ki, Gülen Hareketi'ne can veren koşullar hala canlılıklarını korumaktadırlar. Her türlü "ılımlı İslam" hareketi sürdükçe de, kendi içinden Gülen benzeri hareketleri doğurmaya adaydır.
                                                                                                               Ali Sirmen
-----------------------------------------------------
Kıssa-dan
İnsanı tarif eden atasözlerinde bile para birimini ölçü olarak kullanan milletin...
"İnsan hayatının değerini parayla ölçmesi doğaldır..."
                                                                                                                     Yılmaz Özdil
--------------------------------------------------------------
Günün Balı
Karı-koca yataklarında uyurken, kadın rüyasının etkisiyle “Eyvah kocam!” diye bağırmış.
Kocası da uyku sersemi ile fırlayın gardroba saklanmış!
--------------------------------------------------------------------
Cuk
Erkekler hiçbir zaman hatırlamaz…
Kadınlar ise, asla unutmaz...
--------------------------------------
Özdeyiş
Dünyaya gelmek değil, insan gibi yaşamak önemlidir...
                                                                           Hanri Benazus
----------------------------------------------------------
Günün İncisi
Sebep sonuç ilişkisine dayalı iman, batıl inançtır…
                                                                   Ludwig Wittgenstein
---------------------------------------------------
Günün sözü
Ahırında atı olan, yaya gitmekten utanmaz...
                                                                         Yahudi Atasözü
 --------------------------------------------------------------------
Neyzen ve Mazhar Osman
Mazhar Osman bir gün elinde kiloluk bir rakı ve yanında çeşitli mezeler bulunan file ile "Neyzen Tevfik"e rastlamış ve sormuş:
"Eskiden yarım içerdin, şimdi kiloluk mu içmeye başladın?"
"Hayır efendim" demiş Neyzen:
"Yine yarım içiyorum. Bunun yarısı Çallı İbrahim'in, birlikte içeceğiz..."
Mazhar Osman, “Öyleyse senin payını dök. Çallı'nınkini birlikte içersiniz" demiş...
Neyzen, "Mümkün değil" diye yanıtlamış:
"Benim payım şişenin altında..."
----------------------------------------------------------
Politika mı, fizik mi?
Albert Einstein'a sormuşlar:
"Atomun parçalanmasından enerji elde edebilecek kadar akıllı olan insanoğlu, nasıl olur da bunun insanlığı yok etmek için kullanılmasını önleyemeyecek kadar aptal olur?"
Einstein'dan yanıt:
"Demek ki politika, fizikten daha güç öğreniliyor!"
 ------------------------------------------------------------------
Kiliseye önemli isabet
 
İkinci Dünya Savaşı'nın en hızlı günlerinde kilisenin rahibi, bir kadını gizli direnişçi bir gençle evlendirmiş...
Belirli bir meskenleri olmadığından bir geceliğine kutsal emanetler odasında yatmalarına da izin vermiş...
Gece olmuş...
Uçaklar şehri bombalamaya gelmiş. Bu arada kilise de oldukça önemli bir isabet almış.
Sabah rahip gelmiş ve hemen gençlerin yanına koşmuş. Ne görsün?
Hiçbir şey olmamış gibi yatıyorlar ama yorgunluktan bitkin olduklarını anlamış. Hemen genç damadı dürtmüş... Damat uyanınca, duvardaki çatlakları yerdeki molozları görmüş ve utancından kızarıp başını eğerek, "Çok özür dilerim efendim" demiş.
"Tüm zararı ödemeye hazırım"
-----------------------------------------------
Otel-Motel işte!
Temel ve sevgilisi geziye çıkmışlar. Yolda "Motel" yazısını gören kız sormuş:
"Otel tamam da, motel neyin nesi oluyor?"
Temel biraz düşündükten sonra yanıtlamış:
"Yatak-matak gibi işte!"
 ------------------------------------
Günün Olayı
At izi ile it izi birbirine karışmaz.
Ancak beceriksiz bir izci onları birbirine karıştırır. İktidar çevreleri kendilerine bu süreçte akıl veren izcilere dikkat etmeli...
                                                                                       Özgür Mumcu
--------------------------------------------------
Günün Biberi
Türkiye'de hapis cezası çeken iki tür muhalif var...
Biri, düşüncelerini açıkça söylediği için hapse atılanlar...
Diğeri, korktuğu için düşüncelerini beynine hapsedenler...
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat