Prof.Dr. Alper Çabuk

Başkan

Tarih: 14 Kasım 2016 09:23
A
a
Dünya nüfusunun neredeyse beşte biri elektrikle hiç tanışmamışken, bir Amerikalı ortalama olarak evinde bir Fransız'ın 1.5, bir Japon’un 2.2, bir Çinli’nin 10, bir Hintli’nin 34, bir Nijeryalı’nın 61 katı elektrik harcıyor. ABD, bu ve bunun gibi konulardaki tüketim alışkanlıkları ve fosil yakıt kullanımı konusundaki politikaları nedeniyle küresel iklim değişiklikleri anlamında en fazla sorumluluğa sahip ülke durumunda. İşte bu ülke geçen hafta başkanlık seçimini yaptı. Seçim sonucuna göre toplam alınan oy olarak pek çoklarının favorisi Hillary Clinton önde olsa da, sürpriz şekilde rakibi Donald Trump, daha fazla seçiciler kurulu üyesi çıkardığı için Başkan olmaya çok daha yakın gözüküyor. New York Times seçimin ardından 9 Kasım’daki editoryal yazısında durumu şöyle özetlemiş: “Başkan Donald Trump... 10 milyonlarca Amerikalının ve Dünya’nın geri kalanının düşünmek bile istemediği üç sözcük, şimdi Birleşik Devletler’in geleceği oldu.”
 
Bu seçim işi biraz karışık ABD’de, bu yüzden Trump’ın başkan olmaya yakın olduğu ifadesini kullandım. Şöyle ki; Amerika Birleşik Devletleri’nde halk her eyalet için belirli bir sayıda seçici kurul üyesini seçiyor. Buna göre toplam 538 üyeden oluşan bir seçiciler kurulu oluşuyor ve seçiciler kurulu sistemi uyarınca ABD başkanlık seçimlerinin sonucu ülke çapında adayların aldığı oy oranına göre değil, kazanılan seçiciler kurulu üyesi sayısına göre belirleniyor. Seçiciler kurulu, başkanlık seçimlerinden hemen sonra toplanan bir kurul ve her adayın kazandığı temsilciler bu kurula katılıyor ve yapılan oylama sonucu ABD'nin başkanı belirleniyor. ABD başkanlık seçimleri, bu seçiciler kurulu üyelerinin belirlenmesi esası üzerine kurulmuş bir sistem. Seçiciler kurulu sadece bir kere başkanı seçmek için toplanır. Seçiciler kurulu haricinde seçim sonuçlarına bağlı Washington DC dışındaki tüm eyaletlerde, her eyaletin, toplam sayısı o eyaletin payına düşen seçiciler kurulundaki üye sayıları kadar olmak kaydıyla Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri seçilir. Başkan, senatör veya Temsilciler Meclisi’ne seçilebilmek için siyasetçilerin yürüttükleri seçim kampanyalarında hatırı sayılır miktarda para harcamaları gerekmektedir. Bu seçim kampanyaları için gerekli olan parayı siyasetçiler genellikle bağış yoluyla elde ederler. Aslında bu bir çeşit rüşveti meşrulaştıran ve seçildikten sonra siyasetçileri bağışçılarının menfaatlerini kollamaya iten, çok da sağlıklı sayılmayacak bir sistemdir. Örneğin eğer siyasetçileri seçim kampanyasında destekleyen fosil yakıt ya da fosil yakıta dayalı enerji şirketleri gibi küresel sermaye gruplarıysa, seçildikten sonra o siyasetçi bu lobilere olan vefa borcunu özellikle iklim değişiklikleri ile ilgili konularda alınacak tedbirlere mesafeli durarak ya da tamamen bu konuları red ederek ödemek durumundadır. İşte Amerikan politikalarına yön veren siyasetçilerin azımsanmayacak miktarı bu durumdadır ve Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan, Senato’da ve Temsilciler Meclisi’nde yeterli çoğunluğa sahip olsa bile, fosil yakıt kullanımının sınırlandırılmasına ya da iklim değişiklikleri ile ilgili emisyonların azaltılmasına ilişkin bir kararı kolay kolay uygulamaya sokamaz, zira çok güçlü bir muhalefetle karşılaşır... 
 
Obama, görev süresinin önemli miktarını bu dengeleri kollayarak geçirmişken, özellikle son bir yılda iklim değişiklikleri ile mücadele ve iklim değişikliklerine neden olan sera gazı emisyonlarının salımı konusunda çok büyük bir paya sahip olan ülkesinin üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmeye başlaması yönünde önemli adımlar atmıştı. Şimdi çok büyük bir sürpriz olmazsa önümüzdeki ay seçilmiş olan Seçiciler Kurulu, oylama yaparak Trump’ı başkan olarak seçecek. Yeni başkanın ilk hamlelerinden bazılarının geçen yıl Paris’te küresel iklim değişikliklikleriyle mücadele amacıyla gerçekleşen COP 21 zirvesinde kararlaştırılan anlaşmaya ABD tarafından atılan imzayı geri çekmek olması, bunun gibi iklim değişiklikleri ile mücadele konusunda daha pek çok konuda geri adım atmak olması bekleniyor. O yüzden biraz evvel yazmış olduğum New York Times'ın editoryal yazısındaki ifadeyi şu şekilde değiştirmek mümkün: Başkan Donald Trump... 10 milyonlarca Amerikalının ve Dünya’nın geri kalanının düşünmek bile istemediği üç sözcük, şimdi DÜNYANIN geleceği oldu.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat