İslâm’da ruhbanlık yoktur

Tarih: 6 Ocak 2017 10:09
A
a
Ruhbanlık, Arapça (r-h-b) kökünden türemiş “korku” anlamına gelen bir kelimedir. Rahip de “korkan” kimse manasınadır. Dolayısıyla ruhbaniyyet, korkan kimselerin yolu anlamına kullanılır. Dini bir kavram olarak ise ruhbaniyyet, korku sebebiyle dünyaya sırt çevirmek, nefsin zaaflarına düşmemek vb. nedenlerle insanlardan ve dünya nimetlerinde uzaklaşıp münzevi bir hayat yaşamaktır.
 
İslâm dini ruhbanlığı onaylamamış, gerek Kur’an-ı Kerim gerekse Sevgili Peygamberimiz (sas) Müslümanları her fırsatta ruhbanlığa karşı uyarmıştır. Kur’an-ı Kerim Hıristiyanların Hz. İsa (as)’nın vefatından çok sonra ruhbanlığı icat ettiklerini haber verir. Bu hususta Yüce Allah şöyle buyurur: “Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar.”[1] Peygamberimiz (sas) de ibadetin nefislere işkence etmek olmadığını, diğer bir ifadeyle, kişinin nefsine işkence etmesinin adının ibadet olamayacağını, Müslümanlardan böyle davrananların Hristiyanlar gibi ruhbanlığa kayabileceklerini, bu durumda da Allah’ın onları zahmete sokabileceğini şu sözleriyle anlatmıştır: “Kendinize meşakkat vermeyin ki, Allah’ta size sıkıntı ve zahmet vermesin. Şüphesiz sizden önce birtakım insanlar (ibadet kasdıyla) kendilerini zahmete soktular. Bu sebeple Allah’ta onları zahmete soktu. Onların geride kalanları (Allah’ın üzerlerine yazmadığı –farz kılmadığı- fakat kendilerinin uydurduğu ruhbaniyyet inancına bağlı kalarak) manastır ve kiliselerde bulunmaktadırlar.”[2]
 
İşte böylece Hz. Peygamber (sas) daha iyi dindar olma aşkıyla öncekilerin içine düştüğü bu ruhbanlığa karşı tedbir almış, her fırsatta sahabilerini uyarmıştır. “İslam’da ruhbanlık yoktur” sözü doğru bir sözdür ancak hadis değildir. Dini hayatımızda görevleri İmam-Hatiplik olanlar Hıristiyanlıkta olduğu gibi kul ile Allah arasında aracı olmayıp, Allah namına kulların günahlarını affetmeye, onları cennete ya da cehenneme sokmaya yetkili değillerdir. Dinin herhangi bir sahasında artırma ve eksiltme de yapamazlar.
 
Fakir fukaraya tasadduk, anaya babaya itaat, nefisle mücahede, insanların haklarını gasp edenle mücadele, zalim sultanın yanında doğruyu söyleme, ilim yolunda çalışma, yetimi ve yoksulu koruma vb. güzellikler cihattır, cihat ta İslam’ın ruhbaniyetidir. Yani İslam ruhbanlık yerine bu ve benzeri faaliyetleri koymuştur. Sevgili Peygamberimiz (sas): “Her nebinin ruhbanlığı vardır. Bu ümmetin ruhbanlığı ise cihattır” buyurmuştur.[3]
 
[1]Hadid, 57/27
[2] Ebu Davud, Sünen, Edeb, 52
[3]  Ahmed İbn Hanbel, Müsned, Müsnedü’l-Müksirin, Müsnedü Enes b. Malik
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat