Onlar varken biz yoktuk

Tarih: 28 Kasım 2016 09:35
A
a
Bu hafta ÖTV oranlarının belirlenmesiyle geçen haftaki yazıma da atıf yaparak ne kadar haklı olduğumu belirtmek isterken; Bir aile dostumun beni ziyarete gelmesiyle yarım kaldı. Ama gene belirteyim, beni Başbakanım yalancı çıkarmadı. En düşük ÖTV uygulanacak otomobillerin fiyatı sabit kaldı, diğer 1600 cc’lik arabalar da dahil daha üst cc’li otomobil fiyatları ÖTV yüzünden arttı. Bu yorumları geçen haftalarda bu kanun çıkmadan evvel belirtmiştik. Bu konuyu bu hafta ayrıntılı olarak işleyecek iken, komşumuzun ve aile dostumuzun ziyareti ile konuyu değiştirmek zorunda kaldım.
Çünkü konu hakikaten çok daha önemli. Çünkü sokak köpeklerinin zehirlenmesi (canların hayatı) ile ilgili.
Ben hasbelkader şehrimizin Karabayır Bağları denilen mevkiinde oturuyorum. Ve kış geldi mi, en önemli problemlerinden biri sokak canlıları oluyor. Daha evvelki yazılarımda bu konuya değinmiştim. Ama bu seferki affedilir gibi değil. Hayvansever dostlarımın dediğine göre; Karabayır Bağları Ziraat Caddesi üzerinde 7. ve 8. duraklar arasındaki köpeklerin zehirlenerek, acılar içersinde öldürülmesi. Dostlarım, bu olayları anlattıklarında dehşete düştüm. Ve bu hafta da bu konuya değinmeye karar verdim.
Hayvansever dostlarımın anlattıklarını aynen yazıyorum. Tüm yetkililerin bu konuya duyarlı olmalarını bekliyorum. Dostlarım, 29 Ekim 2016 tarihinde bir, 9 Kasım 2016 tarihinde de 3 tane olmak üzere toplam dört köpeğin, bizim kadar yaşama hakkı olan canların acımasızca zehirlendiğini ve acılar içerisinde saatlerce can çekişerek öldüğünü söylediler. Bu devirde bu tür olaylar beni çok etkiliyor. Buna benzer olayların geçen sene olduğunu da belirttiler. Bu bölgede oturan diğer arkadaşlarımla da konuştuğumda hepsinin ortak düşüncesi, gene o bölgede yaşayan kişi veya kişilerce bu canların zehirlendiği yönünde. Yani yerel idare veya kamu kurum ve kuruluşları tarafından değil, gene o bölgede yaşayan kişilerce bu canların zehirlendiğini söylüyorlar.
Bu söylem beni bir bakımdan çok gururlandırdı. Çünkü ilk suçlanacak merciler belediyeler olmasına rağmen, konuştuğum tüm kişiler hiçbir şekilde bu canların zehirlenmesinde; Ne Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen’i, ne Tepebaşı Belediyesi Başkanı Sayın Ahmet Ataç’ı, ne de Odunpazarı Belediye Başkanımız Sayın Kazım Kurt’u hedef göstermiyordu. Bu tür bir sonuç beni bir Eskişehirli olarak, çağdaş belediye başkanlarımız adına çok sevindirdi diyebilirim. Bu konuda da, belediye başkanlarımıza bir kere daha gösterdikleri anlayış ve yaptıkları hizmetler adına teşekkür ederim.
Kendi konumuza dönecek olursak, “Bu bölgede yaşayan ve canlarımızı zehirleyen, bu insanlık dışı varlıkların bir an evvel yetkililer tarafından bulunmasını istiyoruz” diyorlar, bu bölgede yaşayanlar.
Bu isteğe katılmamak elde değil tabi ki. Aynen katılıyoruz. Ve unutmayın ki; biz buralarda, bu bölgelerde yaşamıyorken, onlar buralarda yaşıyorlardı. Yani biz onların yaşam alanlarını zapt ediyoruz. Onlar bizim yaşam alanlarımızı zapt etmiyor. Onlara saygı göstermemiz gerekiyor. Saygı göstermiyorsanız bile, bari gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz. Bu bile yeter. Bırakın rahat yaşasınlar.
“Unutmayın ki; o canlar buralarda yaşarken, bizler buralarda yaşamıyorduk” diyerek bu konuda duyarsız olan tüm kişilere sesleniyorum. Bu dünya hepimize yeter. Yeter ki; birbirimize saygılı olalım. Her canlının yaşamaya hakkı olduğunu unutmayalım.
Unutmayalım; hayvan sevmek aslında doğayı sevmek demektir. Doğa sevgisi de yeşili ve hayvanları sevmekle başlar. Hayvan sevgisi olmayanın, başka sevgileri taşıması da pek olası değildir! Yani hayvan sevmeyen, insanları da kolay sevemez! Oysa toplumun sevgiye o kadar çok ihtiyacı var ki son günlerde…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat