Sıla-i rahm / akrabalık ilişkileri

Tarih: 11 Kasım 2016 08:33
A
a
Sıla; ulaşmak, kavuşmak, bağ kurmak gibi anlamlara gelir. Rahm ise; acımak, şefkat ve merhamet etmek manalarına gelen rahmet kökünden türemiştir. Çocuğun annesinin karnında oluşup, geliştiği yere de rahm denilir. Konumuzla ilgili olarak rahm; beşeri yakınlığı ifade eder ki, bu da kan veya hısımlık yoluyla oluşan yakın akrabalıktır. Baba, anne, kardeşler, çocuklar; yukarıya ve aşağıya doğru bütün akrabalar ile evlilik yoluyla eşimizin yakınları da sıla-i rahm çerçevesinde sorumluluk alanımıza girmektedir. Sıla-i ramh kelime olarak akrabalara kavuşmak anlamına gelse de, dini bir kavram olarak, yukarıda arz ettiğim yakınlarımızla hiçbir zaman ilişkiyi kesmemek, onlara karşı dinimizin bize emrettiği hukuki ve ahlaki sorumlulukları yerine getirmek demektir.
 
Akrabalık ilişkilerini sürekli canlı tutmak dinimizin üzerinde titizlikle durduğu bir husustur. Öyle ki, hem kendi hem de eşimiz tarafından anne-baba, kardeş gibi akrabalarla ilişkiyi koparmanın haklı bir gerekçesi yoktur. Bu hususta Yüce Mevla şöyle buyurur: “Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.”[1] Sıla-i rahmi terk etmek Sevgili Peygamberimiz (sas) tarafından “kat-ı rahm” yani ana rahmiyle, akrabalıkla olan bağı koparmak olarak tarif edilmiş ve büyük günahlardan sayılmıştır. Hatta önemine binaen Peygamberimiz (sas): “Akrabalarla bağını koparan cennete giremez”[2], “Akrabalık bağı Arş’ta asılı durmakta ve şöyle dua etmektedir: Kim benimle bağ kurarsa Allah da onunla bağ kursun. Kim de benimle bağını koparırsa Allah da onunla bağını koparsın”[3] buyurmuştur.
 
Sıla-i rahm çerçevesinde sorumlu olduğumuz hususlar şunlardır: Oturduğumuz veya çalıştığımız yer akrabalarımızdan uzak ise zaman zaman ziyaretlerine gitmek, gidemiyorsak eğer, günümüz iletişim yollarıyla bağ kurmak. Yakında ise ara sıra görüşmek. Hasta ise ziyaret etmek, derdi varsa dinlemek, sevincini-üzüntüsünü paylaşmak, sıkıntısı varsa gidermeye çalışmak, yardımımıza muhtaç ise gücümüz oranında yardımcı olmak, halini hatırını sorup soruşturmak, selam vermek/göndermek vb. Bireyselleşmenin, toplum içinde yalnızlık çekmenin bedenimize ve ruhumuza verdiği sıkıntılara karşı bu sayılanlar çok güzel bir ilaçtır. Bunlar akrabalar arasındaki bağı artırır. İnsanları birbirine bağlar. Birlikte yaşamanın nimetleri ile tanıştırır. Böylece kul dünyada huzur içinde yaşayabilir ve ahiret mutluluğuna da birikim yapabilir.
 
Akrabalara sahip çıkılması ve onlarla ilişkinin asla kesilmemesi ile ilgili Peygamberimizin oldukça düşündürücü şu hadis-i şerifi ile yazımı bitiriyorum: “İşleyene daha dünyada iken cezası gelen günah zulüm ve akrabalarla ilişkinin koparılmasıdır. Bu cezanın dünyada gelmesi ahirette de gelmesine engel değildir.”[4]
 
Orhan TOSUN
 
[1] Nisa, 4/1
[2] Müslim, Sahih, el-Birru ve’s-Sıla ve’l-Edep, 6
[3] Müslim, Sahih, el-Birru ve’s-Sıla ve’l-Edep, 6             
[4] Tirmizi, Sünen, Sıfatü’l-Kıyame 57
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat