Sonra durdum ve dedim ki

Tarih: 9 Ocak 2017 09:43
A
a
Odunpazarı Belediyesi ve Vakıflar arasında ‘Kurşunlu’ gerginliğinin yaşandığı günlerdi. Aralarında benim de olduğum bir grup ‘kardeşim başka yer mi yok, neden bu ısrar’ diye sormuştu. Dönemin Valisi Güngör Azim Tuna da ‘Etkinlik yapacak salon bulamıyoruz’ demişti. Tuna’nın bu cümlesi alelacele bulunmuş bir ‘bahane’ gibi gelmişti. Gel zaman git zaman… Yeniden yapılan Süleyman Çakır Lisesi hizmete girdi. Lisenin bir etkinlik salonu var. Neredeyse hiç boş kalmıyor. Beş etkinliğe davet ediliyorsam biri bu lisede yapılıyor. Sanırım ‘salon bulamıyoruz’ diyenler haklıymış…
 
Rafet Başkan da Tepebaşı’nı gezse…
Gökhan Koçal’ın Yenigün’e manşet olan haberinden öğrendim. Ahmet Ataç, Alpu’nun çamurlu, çukurlu yollarında gezmiş ve “belediye görevini yapmalı’ demiş. Sadece şunu diyeceğim ve susacağım. Rafet Demirtaş, Tepebaşı’nın çamurlu, çukurlu yollarında tur atıp ‘belediye görevini yapmalı’ dese Ataç ne hisseder? Ahmet Başkan ne zaman Tepebaşı dışına çıksa, çıkarılsa ‘sıkıntı’ oluyor. Başkanın programını yapan arkadaşların biraz daha dikkatli olması gerekiyor.
 
Yalnız kovboy mu?
Harun Karacan’ı bu aralar ‘yalnız’ görüyorum. Karacan, son zamanlarda ilçelere, mahallere, derneklere, açılışlara, ziyaretlere ‘tek başına’ katılıyor. ‘Tek başına’dan kastım partiden kimse olmaması… Şimdilik ‘dedikodu’ türünden bazı şeyler de konuşuluyor. AK Parti kurulduğu günden beri ilk kez teşkilat ve milletvekili ‘uyumu’ yakalamıştı. Dedikoduların doğruluk payı varsa ‘nazar değdi’ demek lazım…
 
Kendi yükseltti kendi düşürüyor
AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı İbrahim Yılmaz Kaynarca, görevine ‘ağırbaşlı’ bir başlangıç yapmıştı. Kaynarca’nın işi çok zordu. Kendisine ‘ölüm bölgesi’ düşmüştü. Her partiden, her kesimden takdir gören Ahmet Ataç’a muhalefet etmek kolay değildi. Kaynarca, verdiği bir röportajda “Ahmet Ataç, Büyükşehir hayaliyle harcama yapıyor’ demişti. Okuduğum anda istemsizce ‘oh my god’ demiştim. Çünkü bu eleştiri bugüne kadar Ataç’a yapılmış ‘en esaslı, en derin, en zekice, en karşılığı olan’ eleştiriydi. Doğal olarak Kaynarca’dan beklentiyi de hayli yükseltmişti. Sonra ne oldu? Kaynarca da pek karşılığı olmayan ‘gezilerden, çamurdan, kardan’ muhalefet üretmeye başladı. Bu haliyle yükselttiği çıtayı yine kendi indirmiş oldu.
 
Ama fakat lakin…
Cemal Okan Yüksel… CHP’nin ‘adından söz ettiren’ milletvekili… Her geçen gün popülaritesi artıyor. Yüksel her zaman sert, hep ‘yüksek perdeden’ konuşuyor, sürekli gerilim yaratan ‘çıkışlar’ yapıyor. Bir noktaya kadar iyi, tamam, güzel. Ama fakat lakin… Hep mi böyle gidecek? Yüksel hiç mi ‘sıradan’ konuşma yapmayacak. Arada bir de olsa ‘normal’ konulara değinmeyecek mi? Korku filmlerini aratmayan bir açıklaması olmayacak mı? ‘Hayat biraz dalga istiyor’ deyip arada espri patlatsa fena mı olur? Keşke yarattığı kaygının az birazı kadar umut da verse… CHP Lideri bu kadar ‘gergin’ değil, grup başkanvekilleri bu denli ‘kaygılı’ değil, PM üyelerinin gündemleri bile daha renkli. Yüksel’de son zamanlarda ‘tüm sınavlardan 100 alan öğrenci’ sıkıcılığı ve iticiliği görüyorum. Yüksel, boş geçen beden dersinde bile matematik testi çözüyor sanki… 
 
Sesini duyan oldu mu?
Saadet Partisi’nin inşaat mühendisi İl Başkanı Fesih Bingöl ile ‘ses getiren’ bir yayın yaptık. Bingöl,  sekiz mahalleyi kapsayan afet riskli alan projesini konuşurken “el atılması gereken, dönüşmesi acil olan daha riskli alanlar var’ dedi. Normal bir memlekette uykuların kaçması lazım. Ertesi günlerin hatta ayların gündemi olması gerekir. İddianın doğru olup olmadığının tartışılması, araştırılması lazım. Bizde ne oldu? Hiçbir şey… Bingöl sanki herkesin bildiği sıkıcı bir ‘fıkrayı anlatmış’ gibi. Ertesi gün herkes yoluna devam etti… Birileri de bir yerlerde ‘afetin’ gelmesini bekliyor! Allah hepimizi korusun. Âmin.
 
Ünlü’den Karacan’a ‘takipsizlik’ kararı
Sosyal medyayı etkin kullanan politikacılardan biri de AK Parti İl Başkanı Dündar Ünlü. Başkanın özellikle Twitter hesabı gazeteciler için ciddi haber kaynağı. Doğal olarak da dikkatlice takip ediliyor. Sadece ne yazdığı değil, kimi takip ettiğine de bakılıyor. Bir meraklı takipçisi aradı ve “Dündar Başkan, Harun Karacan’ı takip etmeyi bıraktı” dedi. Kontrol ettiğimde gerçekten takibi bıraktığını gördüm. Ünlü, Karacan’ı bir süre takip etmişti. Karacan, Ünlü’yü hiç takip etmedi! Sadece yedi kişiyi takip eden Karacan Eskişehir’den kimseyi takip etmiyor. Buradan ‘siyasi bir mana’ çıkarmak doğru olmayabilir. Belki de sosyal medyanın ‘takip edeni takip ederim’ kuralı işlemiş olabilir. Bekleyip görelim. Bu arada Ünlü’nün takip ettikleri arasında ‘Harun Karaca’ var. Aman karışmasın…
 
Özlenen şeyler
  • Kılıçoğlu ve Arı sinemaları
  • Esnaf Sarayı önünde biriyle buluşmak
  • Halil Ünal’ın politika yapması
  • Rahmi Emeç’in Yazılıkaya Şiir Yaprağı, Nazım Aydın’ın Gündem’i, Altan Evgin’in Fırça’sı
  • Her yıl rengi değişen EBOİ biletleri
  • Müze Müdürü Dursun Çağlar’ın sohbeti
  • Yimpaş Otel
  • Savaş Yücel’in telsiz konuşmaları
  • Gençler Gazozu
  • Kalabak Suyu’nun bidonla alınması
  • Burhan Sakallı’nın ‘arkadaş’ diye hitap etmesi
  • MGV
  • Sendikacı Recep Kandemir’in eylemleri
  • Odunpazarı’ndaki Yunus Emre heykeli 

Yeni öğrendim…
Ahmet Ataç, 1999’da göreve geldiği ilk yıl kent için iki önemli hamle yapmış. Biri bugün Kent Park olarak kullandığımız yerle ilgili. Orası konut alanıymış, hatta binaların temeli falan atılmış. Sonra Ataç geliyor ve orayı ‘yeşil alan’ ilan ediyor. Ardından Büyükerşen de bugün nefes aldığımız parkı yapıyor. İkincisi de Şeker Fabrikası ile ilgili… Ataç yine o günlerde fabrikanın sosyal tesislerinin de bulunduğu büyükçe bir alanın ‘SİT alanı’ olarak tescil edilmesini sağlıyor. Bugün fabrika satılsa bile büyükçe bir yeşil alana kimse dokunamayacak. Eskişehir için çok önemli iki hamle olmuş…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat