Zan / Kesin olmayan bilgi

Tarih: 2 Aralık 2016 09:20
A
a
Zan; sözlük anlamı itibariyle, “kesin olmayan, bilgi, sanı, şüpheli bilgi,” demektir. İslam âlimleri bilgiyi kesin olup olmama açısında değerlendirmişlerdir. Birçok farklı görüşü bir araya getirdiğimizde bilginin doğruluk derecesi yüzde ile şu şekilde tasnif edilebilir. % 0 (yüzde sıfır) bilgi yok demektir.  % 1-49 (yüzde bir ile kırk dokuz arası) vehim (mesnetsiz rast gele söylenmiş bir söz) olarak isimlendirilir. % 50 (yüzde elli) şekk, şüphedir. Yani doğru da yanlış da olabilir. % 51-99 (yüzde elli bir ile doksan dokuz arası) derecesine göre zan veya zann-ı galip, % 100 (yüzde yüz) ise kesin bilgidir.
 
Gerek aile içinde gerekse de toplumun her kademesinde diğer insanlarla ilişkilerimizi daima olumlu bir şekilde devam ettirmemizi tavsiye eden dinimiz, özellikle beşeri ilişkilerimizde birbirimiz hakkında zanna bağlı hüküm vermekten kaçınmamızı emretmiştir. Yüce Allah şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.”[1] Cenab-ı Allah ayrıca hakkında kesin bir bilgi sahibi olmadığımız hususlarda, bir şey biliyormuş gibi ortaya atılarak, yanlış hüküm vermekten bizi men etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”[2] Sevgili Peygamberimiz (sas) de zan ile ilgili hadis-i şerifinde: “(Aman ha!) Zan’dan sakının. Çünkü zan sözün en yalanıdır”[3] buyurarak, zan ile hareket etmenin, yalan ile hareket etmek olduğunu bildirmiştir.
 
Zannın bir kısmı ahlaken beğenilmiş ve dinen makbul görülerek övülmüştür. Allah, Peygamber ve Mü’minler hakkında iyi niyet beslemek ve hüsn-ü zanda bulunmak gibi.  Birinin herhangi bir söz ve hareketinde iyilik ve kötülük ihtimali eşit olup, bizim de sırf su-i zandan hareket ederek onu kötülüğe yorumlamamızdan kaynaklanan zandır. Bu zan günahtır.  Mesela iyi bir insanın bir topluluktan çıkıp giderken kendi ayakkabısı yerine bir başkasının ayakkabısını aldığını düşünelim. Bunu yanlışlıkla yapması veya kasıtlı yapması eşit iken, biz olumsuz tarafını ele alırsak, bu zan günah olur. [4]
 
İslam akaidine göre bilgi kaynağı üçtür. Bunlar beş duyu, akıl ve vahiydir. Duyularımız bazen bizi yanıltabilir, aklımız yanlış yorumlayabilir, vahyi de doğru anlayamayabiliriz. Ya da yanlış bir haberi doğru bilgi olarak almış olabiliriz. Bunun için Allah Teâlâ’nın emri gereği, duyduğumuz her haberi, gördüğümüz her şeyi kesin doğru olarak algılamamalıyız. Eğer başkalarını da ilgilendiriyorsa, bu haberleri mutlaka bir süzgeçten geçirmeli ve “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın”[5] emriyle iş yapmalıyız. Aksi takdirde hem kendimize hem de diğer insanlara zarar verebiliriz. Allah bizi kimseye zarar vermeyen ve kimseden zarar görmeyen insanlardan eylesin. 
Orhan TOSUN
 
[1] Hucurat, 49/12
[2] İsra, 17/36
[3] Buhari, Sahih, Edeb, 58
[4] DİB, Dini Kavramlar Sözlüğü Zan Maddesi
[5] Hucurat, 49/6
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat