Saadet'in sisteme dair itirazları var

Gündem 11 Ocak 2017 09:34
Videoyu Aç Saadet'in sisteme dair itirazları var
A
a

Saadet Partisi Genel Merkezi, referanduma götürülmeye hazırlanan Anayasa Değişikliği Tasarısı’na ilişkin resmi görüşlerini açıklayan bir bildiri yayımladı.

Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin de tüm yönleriyle ele alındığı bildiride eleştiriler dikkat çekici. Saadet’e göre yeni sistem, ülkeyi Tek Adam rejimine götürecek.
 
Yargı yetkisi
Mevcut Anayasa’nın 9. Madde’sinde “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır” deniyor. Yeni anayasada bu maddeye, ‘bağımsız’ ifadesinden sonra gelmek üzere ‘ve tarafsız’ ibaresi eklenmektedir. Gerekçe olarak da yargının tarafsızlığının vurgulanması ve anayasal hüküm olarak düzenlenmesi gereğinden bahsedilmektedir. 36 yıldır yargımız taraflı mıydı da bunu düzenleme gereği görülmüştür? Anayasa’nın diğer maddelerinde yapılmak istenen değişiklikler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, bağımsız yargı bağımlı, tarafsız yargı taraflı hale getirilmek isteniyor da bunu gizlemek için mi böyle bir ibare ekleme gereği doğmuştur?
 
Seçme seçilme hakkı
Anayasa’nın 67. Madde’sindeki seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları, taslağın 19/E maddesi ile yürürlükten kaldırılmaktadır. Bu maddenin kalkması ile birlikte, seçme ve seçilme hakkı ile siyasi partilere üyelik hakkının anayasal dayanağı ortadan kalkmaktadır.
 
Temsilde adalet
Mevcut Anayasa’nın 75. Madde’sinde “Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur” deniyor. Bu maddedeki “beşyüzelli” ibaresi, “altıyüz” şeklinde değiştirilmektedir. Gerekçe olarak, artan nüfus dikkate alınarak mebus sayısının artırılması gerektiği ifade edilmektedir. Gerekçeden anlaşıldığı üzere, temsilde adaletin sağlanması amacıyla böyle bir düzenleme, bir artış yapılmak istenmektedir. Temsilde adaletin sağlanmasının yöntemi, her siyasi partinin, mecliste temsilinin sağlanmasıyla olur. Başkanlık sistemi getirildiğine göre koalisyon söz konusu olmayacaktır. Bu durumda, mecliste çoğunluğun sağlanması ve hükümet kurulmasına dair endişeler ortadan kalktığına göre, her siyasi partiye temsil hakkı getirecek şekilde bir düzenleme yapılmalıdır. Bu noktada, her seçim çevresinde, bir milletvekili seçilecek sayıda oy alan partinin, o seçim çevresinden milletvekili çıkarabileceği şekilde düzenleme yapılmalıdır. Veya seçim çevresine bakılmaksızın, her siyasi parti, ülke çapında almış olduğu oy miktarı dikkate alınarak, genel temsil yoluyla milletvekiline sahip olacağı bir temsil sistemi getirilmelidir. Siyasi partiler 500 milletvekilini seçim çevrelerinden aday göstermeli, 100 adet de Türkiye milletvekilliğine aday göstermeli, ülke çapında aldığı oy oranına göre milletvekilliği kazanacağı bir sistem getirilmelidir.
 
Seçim dönemleri
Anayasa Değişikliği Taslağı’nın 77. Madde’si “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır” diyor. Cumhurbaşlanlığı seçimleri ile TBMM seçimlerinin aynı günde yapılması, milli iradenin dolaylı olarak ipotek altına alınması sonucunu doğuracaktır. Seçmen kitlesinin sosyo-ekonomik yapısı dikkate alındığında, milli iradenin serbestçe meclise yansıması engellenmiş olacaktır. Milletin, meclis seçimlerinde farklı bir siyasi partiyi tercih etmesi, Cumhurbaşkanlığı konusunda farklı bir partiyi tercih etmesinin önüne geçilmek istenmektedir. Cumhurbaşkanı’nın partisinin mecliste çoğunluğu sağlaması ve Cumhurbaşkanı’nın emrinde bir yasama organı oluşturmak hedeflenmektedir. Bu durum Tek Adam yönetimi sonucunu doğuracaktır.
 
Toplanma ve tatil
Tasarının 93. Madde’sinde ‘Meclisin tatilde olması halinde, olağanüstü toplantıya çağırma yetkisi sadece Cumhurbaşkanı’na verilmektedir.’ Meclis Başkanı dahi meclisi toplantıya çağıramamaktadır. Bu durum Cumhurbaşkanı’nın meclisi tahakküm altına almasına yol açacak hususlardandır.
 
Meclisin denetim yetkileri
Anayasa’nın 98. Madde’sinin 1. Fıkra’sı ile 99. Madde’si tamamen kaldırılmak suretiyle meclisin, millet adına yürütmeyi denetim yetkisi ortadan kaldırılmaktadır.
 
Cumhurbaşkanı’nın yetkileri
Cumhurbaşkanı’na verilen ‘Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ çıkarma yetkisinin, mevcut Anayasa’da Bakanlar Kurulu’na verilen Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi ile aynı olduğu anlaşılmaktadır. Meclisten alınmayan bu yetki, Cumhurbaşkanı’na, yasama yetkisinin kapsamına giren konularda yetki verme sonucunu doğuracaktır. Bu hüküm egemenliğin millete ait olması hükmüyle çelişmekte olup, Tek Adamlık, Diktatörlük sonucu doğuracaktır.
 
Bakanlıkların kurulması
Bakanlıklar Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulacak, yetkileri, görev ve sorumlulukları bununla belirlenecektir. Millete ait egemenliğin Cumhurbaşkanı’na bu derece devri tam anlamıyla Tek Adamlık- Faşizan bir devlet yönetimi anlayışını hakim kılacaktır.
 
Seçimlerin yenilenmesi
Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile TBMM seçimlerinin birlikte yapılmasına ilişkin hükmün anlaşılır veya kabul edilebilir bir gerekçesi yoktur.
 
Kamu kurumlarının yetki ve sorumlulukları
Bakanlıkların kurulması, merkezi yönetime bağlı kamu idarelerinin kurulması, görevleri, yetkileri, ayrıca Kamu İdarelerinin (köy, ilçe, belde, il ve bölge yönetimleri) kurulması yetkisi Cumhurbaşkanı’na verilmektedir. Ülkemiz üzerindeki küresel planlar, bölgemizdeki gelişmeler, AB uyum süreci kapsamında ülkemize dayatılan AB kriterleri dikkate alındığında, bu yetkilerin tamamının Cumhurbaşkanı’na verilmesi, bir kişiye verilmesinin sonuçları çok ağır ve geri dönülmez olacaktır. Bölge yönetimlerinin kurulması, eyalet kurulması, bu çerçevede Bakanlıkların taşra teşkilatlarının yapısının yeniden oluşturulması mümkün hale gelmektedir.
 
HSYK’nın seçimi
Bu değişiklik ile yargı tamamen yürütmenin tahakkümüne girmiş olacaktır. HSYK’nın 6 üyesi Cumhurbaşkanı’nca atanacak, diğer altı üye ise Cumhurbaşkanı’nın başında bulunduğu partinin çoğunluğunu oluşturduğu TBMM tarafından seçilecektir. Bu madde ile oluşturulacak fiili durum kamufle edilmek için Anayasa’nın 9. Madde’sine ‘ve tarafsız’ ifadesi eklenmiştir.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat